|
Zihninizi Kemiren Düşünceler |
|
|
|
Pazartesi, 24 Mart 2008 |
|
Zihninizi Kemiren Düşünceler
Çoğumuz zaman zaman ocağı ya da sokak kapısını kapatıp kapatmadığımızdan emin
olamayız ya da kapattığımızı bildiğimiz halde gözümüzle görüp durumun
doğruluğunu teyit etmek isteriz. Bazı insanlar temizlik konusunda aşırı
titizdirler. Dua ederken aynı şeyi tekrarlamadan rahat edemeyen ve bu yüzden
duanın sonunu bir türlü getiremeyen insanlar da vardır.
Bazı insanlarda bu durum o kadar artar ki hayatları dayanılmaz bir duruma
gelebilir.Bu tekrar ve takıntılar, kişinin kendisine hiç uymayan bir düşüncenin
aklına sürekli gelmesiyle oluşur. Örneğin oğluna çok düşkün bir annenin oğlunu
öldürme düşüncesinin hiç aklından çıkmaması, aile bireylerine karşı duyulan
cinsel dürtü ve istekler bu duruma örnek gösterilebilir.
Bu evham ve takıntılar kişinin en hassas olduğu konuyla ilgili kendisine en ters
gelebilecek şeylerdir. Çok temiz bir insan, her şeyi pis hissettiğinden sürekli
temizlik yapar ve bu hayatını çekilmez bir hale getirir. Oğluna çok düşkün olan
anne oğluna zarar verme korkusuyla bıçak, makas ve hatta tırnak makasına dahi
dokunamaz.’’cinsel olarak bir zarar veririm’’ düşüncesiyle ailedeki çocuklar ve
karşı cinsle aynı ortamda bulunmayanlar da vardır. Bazı insanlar ‘’gün gelir
arabam olursa lastikleri patladığında değiştiririm’’diyerek araba lastiği alıp
bir kenara koyalar.
Tüm bu anlatılanlar belki çoğunuza komik gelebilir. Aslında bu dertten muzdarip
olanlardan da bir farkınız yok. Onlarda sizin gibi düşünüyorlar.Komik ve
abartılı buluyorlar tüm yaptıklarını. Buna rağmen kendilerine oldukça sıkıntı
veren bu düşüncelerin zihinlerini kemirmesine engel olamıyorlar. Bu insanlar
içlerindeki sıkıntıyı bir nebze olsun azaltabilmek için yaptıkları davranışlar
yüzünden çevreleri tarafından tepki görüyorlar. Örneğin, aşırı temizlik yapan
bir kadının su ve deterjan harcamaları yüzünden eşiyle büyük kavgalar yaşaması
v.b.
Böyle bir derdi olan insanlar genelde kendilerini gizlerler ya da duruma dair
mantıklı açıklamalar yaparak yaptıklarını ört bas ederler. Bu saçma sapan
düşünceleri yüzünden kınanacaklarından deli damgası yiyeceklerinden korkarlar.
Çok dindar kişiler dine ve peygambere karşı küfür ve inkar düşünceleri yüzünden
büyük bir suçluluk duygusu içindedirler. Ayrıca bu insanların çoğu abdestinin ve
namazın tam olmadığı düşüncesiyle abdest ve namazını sürekli tekrarlar ve bu
durum onları ibadet etmekten hatta dinden uzaklaştırabilir.
Peki Nedir Bu Evham?
Obsesif kompulsif bozukluk adını verdiğimiz bu hastalığın en temel özelliği
kişide yoğun sıkıntı ve zaman kaybına neden olan obsesyon ve kompülsyonlardır.
İstenmeyen, sıkıntıya neden olduğu halde zihni sürekli meşgul eden yada
tekrarlayıcı bir şekilde akla gelen düşünceler, dürtüler obsesyon adını alır.
Obsesyon halk arasında kullanılan vesvese nin karşılığıdır. Obsesyonun bir
sonucu olarak obsesyonun verdiği sıkıntıyı azaltmak amacıyla ya da bireyin katı
kurallarına rağmen yapmaktan kendini alamadığı tekrarlayıcı davranışlara
kompulsiyon denir.
Takıntı cinsi teşhisi koymak adına önemli değildir. Ne tür takıntısı olursa
olsun kişi obsesif kompulsif bozukluk tanısı alır. Hasta genelde obsesyonları
tetikleyecek durumlardan kaçınır. Örneğin ,kirlilik obsesyonu olan hasta mikrop
bulaşır düşüncesiyle hiçbir yere dokunmaz.
OKB genelde 20’li yaşlarda başlar ve kronik bir seyir gösterir. Hastalık doğal
seyri içerisinde özellikle stresle beraber şiddetlenebilir. Daha sonra
belirtiler bir süre azalabilir.
Hafif vakalarda dahil edildiğinde yaşam boyu rastlanma oranı %5.9’dur. Son
yıllarda yapılan araştırmalara göre OKB’nin biyolojik yönü ağır basmaktadır.
Beyinin bazı bölgelerinde serotonin ve dopamin salgılamasındaki bozukluk OKB’nin
ortaya çıkış nedenidir. Ayrıca bu kişilerin beyinlerinin bazı bölgelerindeki kan
akımı ve metabolizmada artışlar görülür. Hastaların birinci dereceden
akrabalarında hastalığın %35 oranında görülmesi OKB’nin kalıtımla ilişkisini
destekler.
OKB’nin tedavisinde bilişsel ve davranışçı terapi ve ilaç tedavisi kullanılır.
İlaçla mı yoksa terapiyle mi tedavi edilmeli sorusuna aranan yanıt doğrultusunda
yapılan araştırmalar, en iyi sonucun her ikisinin de birlikte yapıldığında elde
edildiğini göstermektedir.
Psikolog Tuba Güngör
|