|
Cumartesi, 02 Ağustos 2008 |
|
Leyla, 25- 26 yaşlarında esmer uzun
siyah saçlı güzel bir kızdı. Beraber çalıştığım psikiyatrist arkadaşımın hastası
olmadığından tanısı hakkında bir fikre sahip değildim. Sabahları bahçede
karılaşır selamlaşırdık sadece. Vizitlerden birinde birkaç gün içerisinde
taburcu olacağını duydum. Bunu duyan her hasta gibi gülücükler saçarak
teşekkürler yağdırır diye beklerken gözlerinin dolduğunu fark ettim. Garipti.
Vizit biter bitmez yanına gidip bir sorunun olup olmadığını sordum. Derin bir iç
çekti. ''Aslında var ama... ''dedi ve koşarak yanımdan uzaklaştı. Bir
probleminin olduğu kesindi ama ne olduğunu öğrenememiştim.
Bu olayın üstünden sadece iki gün geçti. Hastaneye geldiğimde herkes Leyla'nın
yaptığından bahsediyordu. Bulimia nevrosa tanısıyla hastaneye yatırılan Leyla,
dün gece yemek yedikten sonra ailesinin okuması için getirdiği gazete ve
dergilerin içine kusup onları imha ederken yakalanmıştı.
Hemen psikiyatristinden dosyasını incelemek ve biraz konuşabilmek için izin
aldım. Dosya pek kabarık değildi. Tipik bir bulimia öyküsüyle karşı karşıyaydım.
Hastalığın başlangıcı ergenlik dönemi içinde tarif ediliyordu. Anne ve babanın
bitip tükenmeyen kavgaları ve ergenlik döneminden kaynaklanan zorluklar bir
araya gelmişti. Anne ve babası sürekli kavga ediyor ve ne yaparsa yapsın bu son
bulmuyordu. Diğer taraftan vücudu, düşünceleri değişiyordu. Erkeklerin ilgisini
çekememesi onu üzüyordu. Kilolu olduğu için kimsenin onu beğenmediğini
sanıyordu. Halbuki, kilosu gayet normaldi. Az yemek için sofraya oturuyor,
karnını tıka basa doldurarak masadan kalkıyordu. Böylelikle tüm sorunlarından
kaçıyor, yemek yerken kötü olan her şeyi unutuyordu.Kendine hakim olamadığı için
kendine çok kızıp, pişmanlık duyuyordu. Hemen banyoya koşarak zorla kusuyordu.
Amacı suçluluk duygusundan kurtulabilmekti. Kusarken aklından geçen ne kadar
iradesiz olduğuydu. Zorla kusarak iradesini yeniden kazanabildiğini düşünerek
rahatlıyordu.
Bu iki ay boyunca böyle devam etti. O süre zarfında bir erkeğin ilgisini
çektiğini fark etti. Beraber zaman geçirmekten çok hoşlandığı bu delikanlı çok
geçmeden sevgilisi oldu. Artık yalnız değildi. Ailesindeki sorunları erkek
arkadaşıyla paylaşarak rahatlıyordu. Bu arkadaşlık uzun yıllar devam etti. Dört
ay önce Leyla erkek arkadaşı tarafından terk edilince tüm denge bozuldu. Yemek
yedikten sonra zorla kusmalar geri gelmişti. Sürekli ağlıyor, kilo aldı diye
terk edildiğini düşünüyordu. Evet kilo almıştı ama ayrılık nedenleri bu değildi.
Çok fazla kustuğundan boğazları şişti. Kendini sadece kilosuyla
değerlendiriyordu. Her yemek yediğinde kendisinden ve iradesizliğinden daha çok
nefret ediyor, kusmak için kendini parçalıyordu. Dişleri çürüdü, saçları
döküldü.
Ailesi durumun doktor yardımı olmadan çözülmeyeceğine kanaat getirerek bize
başvurdu. Gerisini zaten biliyorsunuz...
Bulimia Nevrosa, hastanın midesini yemek ile doldurduktan sonra yediklerini
kusarak istenmeyen kalorilerinden kurtulmaya çalışması olarak tarif edilir.
Başkalarının onayına çok fazla ihtiyaç duyan ve kendine güvenmeyen kişiler
arasında görülür. Başkalarını mutlu edebilmek için ellerinden geleni yaparak
kendi duygularını gizlemeye çalışırlar. Bir diğer yeme bozukluğu olan anoreksia
nevrosadan farklı olarak bulimikler, hastalıklarının farkında olduklarından
yardım arama oranları daha yüksektir.
Hastalığın nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte medyanın, ailenin ve
kültürel özelliklerin bu hastalığı tetiklediği düşünülmektedir. Bu hastalık
temelde vücudun açıklanmayan duygularını, kendisini ve karşılanmayan
ihtiyaçlarını ifade etme şeklidir.
%90 kadınlarda görülen bu hastalığın en etkin tedavisi bir doktor, bir terapist
ve bir yeme uzmanını beraber çalışması halinde sağlanır.
Bulimia nevrosa tedavisi mümkün olan bir rahatsızlıktır. Kronikleşmesi durumunda
hastayı ölüme götürebileceği unutulmamalı, üç ay boyunca haftada en az iki defa
aşırı yiyerek kusma söz konusu ise mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır.
Psikolog Tuba GÜNGÖR
|