|
Selçuk altı yaşında iken Yıldız
adında bir kardeşi dünyaya gelir. Anne Öznur hanım hemşire, baba Nevzat bey ise
ögretmendir. Yıldız'ın doğumu ailedeki birçok şeyi değiştirmiştir. Öznur hanım
işiyle evi arasında adeta mekik dokur olmuştur, kızının ihtiyaçlarını eksiksiz
yerine getirebilmek için elinden gelen herşeyi yapar. O minicik bebeğin dış
dünyayla tek bağlantısı annesidir. Aglamasının nedenini bir çırpıda çözer
acıktığı için ağlıyorsa karnını doyurur ,uykusuzluktan ağlıyorsa uyutur onu
memnun etmek için ugraşır dururdu.
Aradan yıllar geçti. Yıldız artık dört yaşına gelmişti. Sevimliliği herşeyi elde
edebilmesi için yeterliydi. Annesi işteyken halasında kalıyordu. Anne ve
babasının işten dönüşü onun için bayram gibiydi. Annesine aşırı bağımlı bir
çocuktu. Annesiyle vakit geçirmek en büyük mutluluğuydu.
Yine böyle bir günde Öznur hanım canı sıkkın bir şekilde eve dönmüş ve eşine
olayı anlatmaya başlamıştı. O hizmet içi eğitim dolayısıyla altı ay şehir
dışında olmak zorundaydı. Gitmemesi durumunda işten çıkarılma olasılığı
yüksekti. Annesinin gitmesi Selçuğun hayatında çok da birşey değiştirmeyecekti.
Ne de olsa o babasının çalıştığı okulda ilkokul dördüncü sınıfa devam eden
kocaman bir delikanlıydı artık. Oysa Yıldız sadece dört yaşındaydı ve abisine
oranla annesine daha büyük bir ihtiyaç duyuyordu. Annelerinin yokluğunda
çocuklar nerede kalacaktı? Günlerce üzerinde düşünülen bu durum sonunda bir
karara bağlandı. Selçuk babasıyla birlikte evde kalacak; Yıldız, Edirne'deki
annneannesinin yanına götürülecekti.
O haftasonu Yıldız anneannesine bırakıldı. Anne ve babası zaman zaman kızlarını
görmeye gidecek ama sürekli yanında olamayacaklardı. Yemekler yenildi, sohbetler
edildi. Artık gitme vakti gelmişti. Anneannesi, küçük kızı komşuya götürdü.
Annesi, babası ve abisi de evlerine döndü.Yıldız eve döndüğünde ev bomboştu,
sadece birşeyi merak ediyor ve çığlık çığlığa ağlıyordu. Tek bilmek istediği
annesinin nerede olduğuydu. Her yere baktı ama kimseleri bulamadı. Onu bıkakıp
gitmiş olamazlardı. Ağlarsa onu mutlaka almaya gelirlerdi. Tüm beklentileri
anneyi geri almaya yönelikti. Anneanne çaresiz kalmıştı ne yaptıysa torununu
susturamamış tüm girişimleri olumsuz sonuç vermişti. Gittikçe daha yüksek sesle
ağlıyor, kendini yerden yere atıyordu. Bu bir hafta boyunca böyle devam etti.
Yıldız neredeyse aralıksız ağlıyor, yalnızca uyurken susuyordu.
Küçük kız, zaman geçtikçe daha da umutsuzlaşıyordu. Annesini bir daha hiç
göremeyeceğini düşünüyordu. Çaresizdi, gülmüyor, oyun oynamıyor sadece
anneannesinin zoruyla yemek yiyordu. Anne ve babasının fotograflarını gördüğünde
anne deyip boynunu büküyordu. Uykuları düzensizdi. Aşırı salgırgandı. Kimsenin
onunla ilgilenmesini istemiyor, ailesi tarafından reddedildiğine inanıyordu.
Yaklaşık bir ay sonra anneanne Yıldız'ın kulağının arkasında büyük bir şişlik
olduğunu fark etti, kızını telaşlandırmamak adına da durumu onlara aktarmadan
Yıldız'ı bir doktora götürdü. Ancak verilen ilaçlar işe yaramadı, aksine şişlik
gittikçe büyüyordu. Anneanne çaresiz bir şekilde kızını arayıp durumu haber
vermek zorunda kaldı. Öznur hanım, gözyaşları içinde kızının yanına koştu. Tüm
suç onundu. İş için bile olsa kızımdan ayrı kalmamalıydım diye düşündü. Yıldız
annesine o kadar kızgındı ki yüzüne hiç bakmıyor, o yokmuş gibi davranıyordu.
Annesi sarılmak istediğinde ağlıyor ve buna asla izin vermiyordu.
Endişelenen aile, Yıldız'ı bir araştırma hastanesine götürdü. Burada biyopsi
yapıldı. Yapılan değerlendirmeler sonucunda bu şişlik; anneden ayrı kalmanın
vermiş olduğu üzüntünün dışa vurumu olarak açıklandı ve aileye kızlarının
depresyonda olduğu söylendi. Öznur hanım çok pişmandı, ne pahasına olursa olsun
bir daha kızından hiç ayrılmayacaktı.
Nasıl Olurdu Da Dört Yaşındaki Bir Çocuk Depresyona Girebilirdi?
Oysa ki, ağırlıklı olarak yetişkin rahatsızlığı olarak bilinen depresyon 4 - 11
yaşlarındaki çocuklarda ve hatta bebeklerde bile görülebilir.Oyun oynamada
isteksizlik, uyku ve yemek problemleri, umutsuzluk, olağan aktivitelere ilginin
azalması, enerji eksikliği, sosyal soyutlanma, iletişim eksikliği, öz saygı
eksikliği çocukluk depresyonunun tipik belirtilerindendir.
Tıpkı Yıldız'ın tedavisinde olduğu gibi ilaç tedavisi ve psikoterapi ya da her
iki tedavi şekli bir arada çocukluk depresyonunun tedavisinde etkili olmaktadır.
Psikolog Tuba GÜNGÖR
|