|
Antoine Bret: "Aşkın ilk soluğu mantığın son
soluğudur."
Hiç bir şey eskisi gibi değildir artık. Varlığınızın merkezi bir anda
değişmiştir. Öncelikleriniz; aileniz, işiniz, ya da okulunuz artık belki de
önceki gibi ilk sırada değildir. Bitmek bilmeyen işiniz için hayıflanmak yerine,
dilinizde sevdiğiniz melodileri mırıldanırken buluverirsiniz kendinizi. Her
zaman yürüdüğünüz o kasvetli yol artık daha bir güzeldir. Güneş daha bir ısıtır
içinizi. Yıldızlar daha bir parlaktır ama yalnız sizin için. Bir anda dünyanın
en cesaretli insanı olabilecek kadar güçlü, bazen de minik bir kız çocuğu gibi
ürkek, kırılgansınızdır. Toz pembedir dünyanız.
Bu toz pembe harika halin adi aslında sevilme ihtiyacımızdır. Aşkta aranan
yalnızca sevgi ve mutluluk değildir. Aynı zamanda manevi doyum ve bütünlük
durumunu özleyişimizdir. Çünkü aşk, bize tamamlanmışlık duygusunu yaşatır ve
eksik olan parçamızın artık bizimle beraber olduğunu düşünmemizi sağlar. Aşk, bu
anlamda tıpkı bir puzzle gibidir. Parçalar önce, onunla yerine oturur sonra ise,
onunla tamamlanır.
Kişi bu sevilme ihtiyacını karşıladığı zaman o güne kadar aldığı yaraların
,sarıldığına, güvensizlik duygusunun güvene dönüştüğüne, belki de ruh eşine
kavuştuğuna inanır. Geçmişten getirdiği yaralarını başka bir insanın varlığıyla
gidermeye çalışıyordur. Aslında "Ben Seni Seviyorum" demek "senin beni sevmeni
istiyorum" demektir. Çünkü birinin bizi sevdiği düşüncesi, eksik olan
yanlarımızı bize unutturur. Bizi tam ve bütün hissettirir.
Bazı insanlar için, geçmişteki aşkın açtığı yaraların kabuk tutmasını sağlamak
zordur. Geçmişin izlerini taşıdığından yeni bir ilişkide mutlu olabilmesi
zorlaşır. Tartışmalarda kişi hep başa dönerek ve eskiyle kıyaslama yaparak
çıkılmaz girdaplarda bulur kendisini. Bu durum onun mutsuzluğunu ve hayal
kırıklığını her geçen gün biraz daha arttırır. Ne kendisi mutludur ne de büyük
umutlarla başladığı yeni ilişkisindeki üçüncü insan...
Bir diğer grup ise, bir türlü uzlaşma sağlayamadıkları, sorunlar yaşadıkları
anne ve babalarına benzer eşler seçerler kendilerine. Amaçları geçmişteki kötü
giden o ilişkiyi yeni ama onlara benzer biriyle telafi etme, düzeltme çabasıdır.
Bu çözüm yolu, belki de çekilen acıların, sıkıntıların yeniden yaşanmaması için
atılan adımlardır. Yapılanlar bir nevi kendimizi garantiye almaya
çalışmalarıdır.
Sonuç olarak aşk, eksik olan diğer yanımızı bulma çabasından ibarettir. Kötü
giden eksik yönler, yeni biriyle telafi edilmek istenir hep. Geçmişi değiştirip
bugünden zevk alabilme düşüncesi bu dertten muzdarip tüm insanlara hoş gelir. Bu
yüzden kendisini tamamlayabilecek, yeniden mutlu hissedebilecek yollar arar. Ne
yazık ki aşık olan kişi, gösterdiği mutlu olma çabasıyla sınanan ve ayrılıkla
sınava tabi tutulan bir varlıktır.
Bailey: "Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır."
|