| Türk Psikologlar Derneği'nden Açıklama Bekliyoruz |
|
|
| Çarşamba, 05 Eylül 2007 | |
|
SAĞLIK BAKANLIĞI İLETİŞİM BİLGİLERİ TÜRK PSİKOLOGLAR DERNEĞİ İLETİŞİM ADRESLERİ: Ankara Genel Merkez Yorumlar (5)
![]() Yazan handn, Eylül 20, 2007
Diyaliz merkezlerinde tedavi baslı başına bir ekip işidir.
Uzmanıyla, Doktoruyla, Diyaliz personeliyle, Hemşiresiyle, Psikologu, Sosyal Hizmet uzmanı ve diyetisyeniyle tam bir ekip işidir. Bu zincirin halkalarından birinin kırılmasıyla ortaya cıkan dengenin bozulmasından farklı degildir düşünülemezdi de..ama düşünennler hangi mantığı yürüttüler bize de acıklmak zorundalar. Diploma çalıştıran merkezler ve bu zihniyettekiler zaten muhatabımız degildir. ama gercek anlamda bu işe gönülleriyle yüreğini emeğini veren insanlara bu kadar büyük bir haksızlığı İran bile yapamadı ya yazık size.. Bu saatten sonra psikolog arkadaslarım ikinci bir meslek mi edinecekler yoksa bu düzenin çarkına mı uyacaklar? Amac ne ben onu merak ediyorum.. Umarım bu duyarsızlık, bundan sonra aynı devam etmez ve yanlıştan dönülür ve de sosyal Hizmet uzmanlarının da diy. merkezlerinden cekilmesi şeklini almaz. Bu merkezlerde ve tüm Sağlık kurumlarındakiler burlarda tedavi görenler, insandır beyler insan!!! Sizler de gerekli yerlere sesinizi duyurun hep birilerinden hazır beklemeyin.. sevgiyle ve hoşçakalın psk. Handan C. Yazan handn, Eylül 20, 2007
( Bu arada ben 7 yıldır aynı 2 diyaliz merkezinde görev yapıyorum. )
Diğer merkezlerin coğu psikologlarının sözleşmesini fesh etme aşamasındalar.. Kendi merkezimiz adına böyle bir durum şuan yok.Olmayacağını da düşünüyorum. çünkü bu yönetmelik çıktığında görev yaptıgım 2 diyaliz Merkezinin sahibinin görüşü şöyle oldu : "" bu yönetmelik kararının böyle alınması, onlar ne yaptıgını bilmeyen insanların işi..ama biz ne yaptıgımızı ve kime hizmet vediğimizi bilen ciddi bir saglık kuruluşuyuz.asla da unutmuycaz.Biz insana hizmet veriyoruz, Can emanet alıyoruz, yarın onların yerinde anne-babamız, kardeşimiz, eşimiz ve belkide canımız yavrularımız olabilir.. Verdiğimiz hizmeti onlardan geri alamayız düzenimiz bu. böyle de devam edeceğiz"" şeklinde oldu.! Keşke herkes bu dürüstlükte ve bu duyarlılıkta olsa. Ve ben ismi lazım degil, hastalar fazlasıyla farkında bu yeterli, bu merkezde ve bu kişiyle çalışıyor olmaktan gurur duyuyorum. Allah ona o hastaların ve çalışanlarının dualarını hayırlı kılsın yeter. Yazmakla bitmez ama benden şimdilik bu kadar. Hakkımızda Hayırlı olsun Türkiye.. Bakalım Sayenizde , gelecek, Türk insanına daha neler getirecek.???! Psk. Handan C. Yazan handn, Eylül 20, 2007
Avrupa'da Psikologun olmadıgı bir kurum var mı bakın ve bir de bizdeki uygulamaya bakın.
Bu aynı zamanda psikiyatristlerin rant savaşı, pastadan pay alma hırsıdır. Hayırlı olsun görücez ne derece dogru karar oldugunu da.. Ama şu bir gerçek zamanı gelince aradaki fark da anlaşılacaktır. Psikolog hastanın, tedavi programının yanısıra, yasama baglanmasındaki en temel baglardan biridir. Diyaliz hastaları kronik hastalardır. Psikologu aşan durumda tabiki psikiyatrik destek şarttır ve bunu hep paralael yürütmüşüzdür. Ama hastaneye sevkederek. En baslarda hastalığı kabul ve hastalığa uyum sorunlarının yanısıra , hastalıklarıyla birlikte aşama aşama yaşamlarındaki pek çok şey leri de - çalışma güçleri, ekonomik yönden zayıf düşme, aile içinde rollerin yer değiştirdigi süreç boyunca bedensel ve işlevsel yönden olan kayıpları, bunların hastada ve hastanın eş, çocuk , ana- baba ve arkadas ilişkilerinde yarattığı olumsuz seyirler, onların yalnızca duygu durumlarında degil tüm yaşam alanlarına sirayet eden bir bozulma ve yıkıma yol açmaktadır. Peki burada kim devreye giriyordu sanıyor o yönetmelikleri boş bilinçle düşüncesizce uygulayanlar; tabi ki psikologu. Simdi ne olacak merak ediyorum. Psikologların yerini alan Psikiyatristler acaba hangi hastanın en az kac kez ailesi, aile cevresiyle; degil yalnızca diyaliz merkezinde, evlerine de giderek olnlarla haftalarca gerekirse aylarca süren gerekli psikoterapik ve egitsel destegi ne kadar surdurebilecektir. Nekadarına kısıtlı imkanlarıyla da olsa birer eğitsel beceri, meslek yada iş uğraşısı sağlama yönünde irtibatları kuracaklar ve onlarla yanyana yürüyeceklerdir. bozulan aile ilişkilerine de ilaçla mı yoksa 15- 20 dk.lık seanslarla mı çözüm bulmayı amaçlayacaklardır...?? Olay salt ilac yazmakla bitmiyor. Hic bir hastamın sorunu , sadece diyaliz merkezinde bulundugu o dört saatlik diyaliz seanlarıyla sınırlı olmadı orda da kalmadı. ama bizler ne yaptık, onların bu zor yollarında hastalaıklarını öncelikle kabullenmeleri, hastalıklarını bir yaşam biçimleri olarak algılamalarında ve buna uyum saglamalarında hem kendilerinin hem de ailelerinin en büyük yol göstericisi ve yoldaşı olduk. Sorunları yalnız diyalize girmek degildi çünkü. Diyaliz hastası belli bir zaman sonra ekonomik yönden de kayıpları yaşamaya başlıyorlar. Calışamaz duruma geldiklerinde malulen emekli olmak yeterli degil; o maaş 2- 3 çocuklu aileyi daha da cökertiyor, hasta iş arıyor % 95i ya bulamıyor ya da zor ve horlanan bir ortamda sürdürmek zorunda kalıyor. cocuk hastalar icinde sorun büyük. Hiç bir hastanın kendisini ne hastalığını yok sayarak ne de ben hastayım diyerek bırakmasına göz yumarak olmuyor bu destek. Bugün herkes potansiyel birer diyaliz hastasıdır. Ama bu yönü hiç irdelenmiyor. Düşünülüyorki bunların ailelerinde de böbrek hastalığı vardı yada bedenleri cok yıprandıgı için diyaliz hastası oldular. Hayır bunun böyle olmadığını da herkes bilmeli. Bir gecenin sonrasındaki deprem ertesinde, Bir trafik kazasıyla bile diyalize mahkum olan nice insan var merkezlerimizde. Depremi yaşadığımızda o insanlarımıza psikologları seferber eden zihniyet , bu koşullardaki insanlara nasıl olur da hangi mantıkla diyalizlerde psikolgun zorunlu olmadığı kararını getirebiliyor bunu sormak lazım. Herşeyi zaten yıllardır, kafaları kuma gömülü halde istirahata cekilmiş, amaclari psikologların gelişimleri icin olan kursları nekadar pahalı veririrm de, nasıl fazla gelir elde ederim olan Psikologlar derneğinden de beklemeyin.. Gerekli tavrınızı belirleyin ama kendiniz de birşeyler yapın ilgi kurumlara maillerinzle dilekcelerinizle de bunu dile getirin. Benim üzüldüğüm nokta, benim 2 meslegim var. Ben aynı zamanda Tercüman'ım. Buşekilde de devam eder hayat ama, ama ya tek uğraşları ve kazanc kaynakları psikologlug olan bu insanlarımız , hiç bir hak ve alternatif iş alanları yaratılmadan, ve bir süre sunulmaksızın boyle tereyağından kıl ceker gibi işlerinden edildiginde onlara ne yapıyoruz bu insanları da diger işsizler arasına iterek toplumu ne hale getiriyoruz diye düşünemeyen beyinlere.. Toplumumuzun ruh sağlığı zaten yeterince iyi ya.. Bir de bunları katalım aralarına olsun tamam. Sonra da .allah yardımcısı olsun yurdum insanının.. Avrupa Birliğine girmek istiyoruz öyle ya.. Siz daha coookk beklersiniz boyle Avrupa ülkesi olmayı.. Böyle Güzel bir Türkiye geleceği umuyoruz öyle mi.. Yazık ki ne yazık... -------------------------------------- Yazan Osman Tangöze, Eylül 07, 2007
Yakında psikologların çalışma alanları da en az sosyologlarınki kadar kısıtlı olacak sanırım.
Yorum yaz
Lütfen siteye giriş yapın.
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Bilindiği gibi 18.08.2007 tarih ve 26617 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan "Diyaliz Merkezleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"le diyaliz merkezlerinde psikolog çalıştırma zorunluluğu kaldırıldı.
Bunun sonucunda, sözleşmesinin süresine bakılmaksızın bir çok psikolog arkadaşımız işsiz kaldı. Bu, son derece önem arz eden olumsuz gelişme karşısında Türk Psikologlar Derneği'nden henüz bir açıklama gelmedi. Derneğimizin, bu konu hakkındaki görüşlerini ve sorunun çözülmesine yönelik olarak yaptığı / yapacağı girişimleri hakkında bilgi bekliyoruz. Konuyla ilgili görüşlerinizi iletebilmeniz için ilgili kurumların iletişim adresleri aşağıda sunulmuştur.








http://tech.groups.yahoo.com/group/psikosaglik
grubuna üye olunuz. diyaliz konusundaki birliktelik için desteğiniz gerekli. yapılan girişimler için bu grupta haberleşiliyor.bilgilerinize....