Cumartesi, 22 Kasım 2008
 
 
Menü
Ana Sayfa
İş İlanları
Program İndir
Popüler Psikoloji
Psikoloji Haberleri
Psikoloji Bölümleri
Linkler
Arama
Site Haritası
İletişim Formu
Köşe Yazarları
Tuba GÜNGÖR
Hayata İsyan
 
Diğer Yazıları
Merve SARAÇOĞLU
Hayatınız Zehir Olmasın
 
Diğer Yazıları
Son Yazılar
Haber Linkleri
Psikoloji (İngilizce)
Teknoloji
Eğitim
Sağlık
Sağlık Bakanlığı
Giriş Formu





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Kimler Sitede
İstatistikler
Bugün417
Dün484
Bu Ay9306
Tüm Zamanlar201570
Yanlışlanabilirlik Yazdır E-posta
Salı, 11 Eylül 2007

1793'te Philadelphia'da sarı humma salgını baş göstermiştir. Benjamin Rush adlı bir fizikçi, bu hastalığa yakalanmış olan bir çok insanı tedavi etmiş ve bir kuram öne sürmüştür. Bu kurama göre hastalık güçlü bir kanama ile tedavi edilebilmektedir. Kendisi de dahil olmak üzere bu yöntemi bir çok hastaya uyguluyor. Fakat yapılan eleştiriler, bu tedavinin hastalıktan daha tehlikeli olduğunu iddia ediyor. Bir çok hastanın ölmesine rağmen, Rush tedavinin etkililiğinden emin gözüküyor. Eğer hasta iyileşirse, bu tedavi yöntemine atfediliyor, fakat hasta ölürse bu da hastalığın şiddetine atfediliyor ve yapacak bir şey yoktu deniliyor.

 

Kuramlar ve Yanlışlanabilirlik Kriteri

 

Rush, kanıtlarını değerlendirmeyi öyle yapıyordu ki, tedavinin işe yaramadığını öne sürmek imkansız oluyordu. Eğer bir hastanın iyileşmesi tedavinin geçerliliğinin onaylanması olarak kabul edilirse, hastanın ölümü de bunun tersi demektir. Ama Rush bunu yapmak yerine onaylanmayan durumları rasyonalize etmiştir. Ölümü, tedavinin geçerliliğini azaltan bir kanıt olarak görmemek, iyileşen hastaların tedavinin etkililiğini kanıtlama oranını azaltmaktadır. Rush, bunu yapmakla, bilimsel kuramların yapılandırılması ve test edilmesi ile ilgili bir kuralı çiğnemektedir. Yani bilimsel kuramlardan elde edilen yordamalar potansiyel olarak yanlış görülebilmelidir. Belirli bir kuramla ilgili yeni kanıtları değerlendirme metotları, verinin kuramı yanlışlama ihtimalini daima içermelidir. Bu ilkeye yanlışlanabilirlik adı verilir. Neyin olması gerektiğini söyleyen bir kuram, belirli şeylerin de olmayacağını söylemek zorundadır. Eğer bir kuram herhangi olası gözlemlerin nasıl olacağını söyleyemiyorsa gelişme imkansızdır çünkü kuram yanlışlanamaz. Bilim adamlarının çözülebilir problemlerle uğraştıkları söylenir. Aslında problem çözmek yerine kuram test etmek kullanılmalıdır. Kuram kavramı, doğrulanmamış hipotez, küçük tahminler olarak kavramsallaştırılır. Ama gerçekte, bilimde kullanımıyla kuram, bir takım veriyi açıklayan ve gelecekteki deneylerin sonuçlarına yönelik yordamalar yapan ilişkili kavramlar bütünüdür. Yani başarılı kuramlar geniş sayıda gözlemle tutarlı, ve çok az sayıda gözlemle tutarsız olanlardır.

 

Daha belirli (spesifik) yordamalar doğrulandıklarında daha büyük etki yaparlar. Yordama spesifik oluca onu yanlışlayabilecek potansiyel gözlemler artar. İyi kuramlar yanlışlanabilirliğe maruz kalabilen yordamalar yaparlar. Kötü kuramlar ise doğru gibi gözüken çok genel yordamalar yaparlar ( "kapıyı çalacak olan bir sonraki adam 100 yaşından daha genç olacak" gibi).

  

Freud ve Yanlışlanabilirlik

 

Psikanalitik kuram her şeyi açıklayabilmekte ama spesifik yordamalar yapamamaktadır. Örneğin Tourette sendromunu açıklamaya yönelik bir çok psikanalitik açıklama yapılmıştır. Fakat yapılan araştırmalar, bu hastalığın merkezi sinir sistemi ile ilgili bir bozukluk olduğunu ispatlamıştır. Fakat 1921-1955 arasında yapılan yanlışlanabilirlik kriterinden yoksun psikanalitik açıklamalar gerçeğin ortaya çıkmasını engellemiştir.Yanlışlanamaz açıklamaların tehlikesi bu örnekte açıkça görünmektedir.

 

Bütün Açıklamalar Eşit Değildir

 

Bir çok insan iyi bir kuramın tekrarlanan bir şekilde doğrulanabilen kuram olduğunu düşünür. Fakat yanlışlanabilirlik fikri, önemli olan kriterin kuramın doğrulanma sayısı olmadığını işaret etmektedir. Bütün doğrulamalar eşit değildir. Doğrulamalar kendilerini potansiyel yanlışlanmaya tabi tutabildikleri oranda etkilidirler. Yüksek derecede spesifik, potansiyel olarak yanlışlanabilir olan yordamaları olan bir konfirmasyon (kapıyı çalan kişi, kadın, otuz yaşında, sol elinde bir kitap taşıyor ve kapıyı sağ eliyle çalıyor, gibi) yanlışlanabilir olmayan yirmi farklı yordaması olan bir konfirmasyondan (kapıyı çalan kişi doksan yaşından daha genç, gibi) daha fazla etkilidir. Bilim, daha önceden sahip olunmuş inançları ampirik testlere tabi ederek yanlış olabileceklerini gösteren bir mekanizmadır.

 

Yanlışlanabilirlik ve Halk Bilgeliği (Folk Wisdom)

 

Hepimizin, insan davranışını açıklamaya yönelik örtük kuramları vardır. Fakat kuramlar yapılandırılmış olmaktan yoksundurlar. Genel prensiplerden ve klişelerden oluşmaktadırlar. Bu, insan davranışı hakkındaki sağduyu bilgisinin problemi, bir çoğunun çelişkili, bu nedene de yanlışlanamaz olmasıdır. "hepsini biliyordum (I knew it all along) " etkisi adı verilen bir olgu vardır. Buna göre, yeni bir bilgi ile karşılaştığımızda, bu bilgileri daha önce sahip olduğumuz bilgiler ile birleştiririz, bu yüzden bilginin ne kadarını önceden bildiğimizi, ne kadarını yeni öğrendiğimizi ayırt edemeyiz. Fakat genellikle, daha önceden bildiğimiz miktarı abartırız. Halk bilgeliği asla değişmemek üzere tasarlanmış kurallardan oluşmaktadır. Oysa, bilim değişim demektir.

 

Bilimdeki Hatalar

 

Bilimde hata yapmak "günah" değildir. Popper'a göre, en kullanışlı kuramsal yordamalar kendilerini yanlışlamaya tabi tutabilen spesifik saptamaları olanlardır. Yanlışlanan yordamalar hatalardır, fakat bu hataların elenmesi ile gerçeğe daha da yakınlaşırız. Bilimdeki hatalar normal olarak karşılanmaktadır.

Belki de, dünyada yapması en zor olan şeylerden birisi, güçlü bir şekilde sahip olunan bir inanca, karşıt bir kanıt ile karşı çıkmaktır. Psikologların yapması gereken budur. Kimse bunun kolay olabileceğin söylemedi...

 
< Önceki   Sonraki >