|
Utangaçlık Hayat Boyu Değişmeyen Bir Karakter Özelliği mi? |
|
|
|
Cumartesi, 25 Ağustos 2007 |
|
Yapılan
bilimsel çalışmalar öyle gösteriyor ki herhangi bir kişinin yeniliklerden
kaçınması ya da onlarla başa çıkabilmeyi başarması çocukluğundaki beyin
fizyolojisi ve kimyasıyla yakın ilişki içinde bulunuyor. Tanımadıkları
fotoğraflar gösterildiğinde çocukluğunda utangaç olan yetişkinlerin amigdala adı
verilen beyin bölgelerindeki etkinleşme diğer bireylere göre daha yüksek oluyor.
Küçüklüğünde daha sosyal olan yetişkinlerinse bu beyin bölgelerindeki etkinlik
daha düşük oluyor.
Bilim insanları uzun yılladır kişilerin mizaçlarındaki bu farklılıkların
nedenlerine dair açıklamalar bulmaya çalışıyor. Huy ya da mizacın en önemli
öğelerinden biri sayılan yeniliklere karşı nasıl tepkilerin verildiğiyse
bahsettiğimiz çalışmanın odak noktası olmuş. Çekingen çocuklar yeni kişiler ya
da durumlar karşısında ürkek davranıyorken, sosyal çocuklar onlara yaklaşmaktan
çekinmiyor.
Harvard Tıp Okulu'ndan Carl Schwartz huy olarak çocukluk dönemiyle yetişkinlik
dönemi arasında bir bağlantı olduğunun altını çiziyor. Bireyler arası huy
farklılıklarının altında yatan nedenlerden biri olaraksa amigdala
faaliyetlerindeki farklılıkları öne sürüyor.
Harvard Üniversitesi'nde Jerome Kagan tarafından yapılan çalışmada 2 yaşlarında
bir grup çocuk çekingen ve sosyal olmak 2 alt gruba ayrılıyor. Araştırmacılar 11
yıl sonra aynı çocukların 13 yaşlarındaki davranışlarını gözlemliyorlar. 9
yıllık bir aradan sonraysa 21 yaşlarındaki beyin MR'ları çıkarılıyor.
Araştırmacılar çocukların küçüklüklerindeki huylarının 21 yaşında da halen
gözlemlendiğini ve bu bulguların beyin görüntüleme teknikleriyle de
desteklendiğini öne sürüyorlar. Ancak halen alanda daha fazla çalışmaya ihtiyaç
bulunduğunu da belirtiyorlar.
Küçüklüğünde çekingen olan çocukların sosyal kaygı bozukluğu geliştirebileceğine
yönelik bir takım araştırmalar bulunuyor. Schwartz, çocuklukta deneyimlenen bu
hastalığın yetişkinliğe dair bir depresyon işareti olabileceğine işaret ediyor.
Sosyal kaygı bozukluğu yetişkinlerde SSRI adı verilen bir takım ilaçlar ve
davranışçı terapiyle tedavi edilebiliyorken, çocuklardaki tedavi için hangi
yöntemin izlenmesi gerektiği ne yazık ki çok da net değil.
Sonuç olarak yapılan bu çalışmayla araştırmacılar amigdala etkinliğinde
saptanacak farklılıkların erken dönemde fark edilip geleceğe yönelik önlemler
alınabileceğini öne sürüyorlar. Son olarak belirttikleriyse her çekingenliğin
sosyal kaygı bozukluğu ya da depresyona yol açmayacağı. Çünkü mizaçlarımız
patolojik kategoriler değil.
Kaynak: http://www.biltek.tubitak.gov.tr/
|