|
Zayıflamak mı İstiyorsunuz? |
|
|
|
Pazartesi, 14 Nisan 2008 |
|
Siz anne babalar ve biz genç yetişkinler, hepimiz ergenlik
döneminin zorlu yollarından geçtik. Ebeveynlerimize karşı geldik, asabi bir ruh
hali içine girdik, kendi içimize döndük ancak sanırım son 5 yılda yüzde 35 artış
gösteren zayıflama hastalığına hiç birimiz yakalanmadık. Basit bir diyetle
başlayıp ölümle sonuçlanabilen toplumda zayıflama hastalığı olarak bilinen
aneroksiya nervosa hakkında bir fikriniz olmadığını düşünüyorsanız bu yazıyı
sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim.
Son dönemlerde medyanın literatürümüze soktuğu ‘sıfır beden’ kavramı özellikle
gelişme çağındaki genç kızların aklını çelip birçok yeme bozukluğuyla ilgili
hastalıkları da peşinde getiriyor. Bu hastalıklardan biri olan anoreksiya
nervosa fazla kilolu olma korkusundan dolayı aşırı diyet yapma ve bunun
sonucunda meydana gelen aşırı kilo kaybı olarak tanımlanan bir hastalıktır.
Anoreksikler kiloları ne olursa olsun kendilerini şişman hissederler. Çoğu kez
anoreksikler normalden daha zayıf olduklarını fark etmezler ve 45 kg olsalar
bile kendilerini şişman kabul ederler. Daha da zayıf olma çabaları içinde
anoreksikler, her koşulda yemek yemekten ve kalori almaktan kaçınırlar. Bu
hastalığın %10–20 oranı, oluşan çeşitli komplikasyonlar nedeniyle ölümle
sonuçlanır.
Hastalığın nedenleri hakkında kesin bir yargıya varılmamasına karşın yapılan
araştırmalar aile yaklaşımı, kültürel etkenler ve genetik faktörün hastalığı
etkilediğini belirtmektedir. Bunun dışında yukarıda da belirttiğim gibi medyanın
çok önemli bir rolü vardır. Çekici ve güzel olmanın çok zayıf olmakla alakalı
olduğu yönünde yapılan haberler özellikle genç kızları etkilediği için bu
hastalığa adeta davetiye çıkarmaktadır.
Bütün bu nedenleri göz önünde bulundurmak şartıyla sorunun aslında daha
derinlerde olduğunu belirtmekte de yarar var. Yeme bozukluğu olan bireylerde
aşırı derecede özgüven eksikliği, başkaları tarafından sürekli onaylanma ve
kabullenme ihtiyacı vardır.
Hastalığın belirtileri ise şu şekildedir:
Gözle görülür kilo kaybı
Gittikçe içe kapanma
Aşırı derecede egzersiz yapma
Kilo almaktan şiddetle korkmak
Yorgunluk
Sürekli üşümek
Kaslarda güçsüzlük
Yemek yememek için sürekli bahane bulmak (ör: daha önce yedim, kendimi iyi
hissetmiyorum gibi)
Alışılmadık yemek yeme alışkanlıkları (ör: Yemekleri minik parçalara bölmek)
Yiyecek yanında fark edilebilen bir rahatsızlık
Çok ince olmasına rağmen aşırı şişman olduğundan yakınmak
Baş ağrıları
Mükemmeliyetçi yaklaşım
Baş dönmesi ve bayılma
Topluluk arasında yemek yemekte zorlanma
Hastalığın tedavi aşaması ise hem psikolojik hem de tıbbi tedaviyi içeren bir
şekilde olmalıdır. Diyetisyen tarafından kişiye özel hazırlanan yeme programıyla
birlikte psikolog ile yapılan psikoterapiler eşliğinde bu hastalığa veda edilir.
Ancak bence en önemlisi hastalığa yakalanıp tedavi yolu aramak yerine bu
hastalığa yakalanmamak için önlem alınmasıdır. Bu aşamada çocuklarıyla ilgili
olarak ailelere önemli bir görev düşüyor. Ebeveynlere özellikle ergenlik
dönemindeki çocuklarıyla, onların benlik imajını zedeleyecek tarzda konuşmalar
yapmamalarını ve ölümle sonuçlanabilen bu hastalıkla ilgili onları
bilinçlendirmeleri gerektiğini tavsiye ediyorum.
Psk. Merve SARAÇOĞLU
|