|
Çarşamba, 16 Nisan 2008 |
|
Çocuk: Babacığım bir saatte ne kadar kazanıyorsun?
Baba: Ne yapacaksın? 20 lira kazanıyorum.
Çocuk: 10 liranı bana verir misin?
Baba: Ne yapacaksın? Oyuncak mı alacaksın? Bıktım senin oyuncaklarından. Git
odana, uyu!
Çocuk, bu tavır karşısında üzgün bir şekilde odasına çekilir. Biraz dinlendikten
sonra baba kendine gelir. Çocuğunu üzdüğünün farkına varır. Çocuğunun odasına
çıkar. Yorgun olduğu için onu üzdüğünü söyler. Çocuğa 10 lira verir. 10 lirayı
alan çocuk, yastığının altından bir 10 lira daha çıkarır ve
Çocuk: Al baba 20 lirayı. Hadi bir saatini bana ver.
Hepimiz çocuk olduk, hepimiz sevilmeye ihtiyaç duyduk ama özellikle bu sevgiyi
annemizden ve babamızdan görmek istedik. Bazılarımız çok şanslıydı anne
babalarından yeterince sevgi ve ilgi görmüşlerdi. Bazıları ise bizler kadar
şanslı olamadı maalesef. Ya anne baba ölümleri yaşadılar ya da doğduklarından
beri anne ve babalarını hiç bilmediler. Onlar gibi birçok annesiz babasız olan
çocuklarla aynı kaderi paylaştılar. Ben de şanslı taraftan biri olarak anne
babanın çocuklarına verdikleri sevginin çocuktaki etkilerinin ne kadar önemli
olduğundan, çocuklarınıza gösterdiğiniz sevginin dengesini ne şekilde
ayarlamanız gerektiğinden kısaca bahsetmek istiyorum.
Çocuklar için en önemli büyüme hormonu aslında sevgidir. Ne kadar iyi beslenirse
beslensin anne ve babası sürekli tartışıyorsa ya da boşanma aşamasındaysa, çok
yoğun bir iş temposu içindelerse, bu ve bunun gibi sebeplerden dolayı
çocuklarına yeterince ilgi ve sevgi gösteremiyorlarsa çocuğun büyümesi yavaşlar.
Çocuk uyuyamaz ya da yemeği reddetmeye başlar. Bunun sonucunda çocuğun fiziksel
gelişiminde aksaklıklar meydana gelir. Tıp dilinde bu duruma 'sevgi yoksunluğu
sendromu' ya da 'psikososyal cücelik' denir. Bu durum çocukta olan sevgi
yoksunluğunun sadece bir sonucudur. Bunun dışında ileriki yaşlarda uyuşturucu ve
alkol bağımlılığından hırsızlık hatta cinayete kadar uzanan suça eğilim tablosu
çıkar karşımıza.
Bir de bunun tam tersini düşünelim. Konunun başında da bahsettiğim gibi çocuğa
gösterilmeyen sevgi kadar, gösterilen aşırı sevgi de çocuğun mental (zihinsel)
gelişimini etkiler. Çocuğa gösterilen aşırı sevgi onun yetişkinlik çağında
zorluk yaşamasına neden olur. Çocuk yetişkinlik çağında hem iş çevresinde hem
sosyal çevresinde her zaman her şeyin iyisini isteyen, her istediğinin hemen
olmasını bekleyen, paylaşıma kapalı, bencil bir birey haline gelir.
Sevgi dengesini sağlamak siz anne ve babalara elbette zor gelebilir. Ancak benim
tavsiyem çocuklarınızla (özellikle 0- 4 yaş) konuşurken tensel temas ve göz
temasından kaçınmayın. Her ne olursa olsun onu dinleyin, anlattıklarına tepki
verin gerekirse tavsiyelerde bulunun. Bunları yaparken çocuklarınıza gülen
gözlerler bakmayı unutmayın. Lütfen günde en az 1 saatinizi çocuğunuza ayırın…
Psk. Merve SARAÇOĞLU
|