|
Öfke aslında sağlıklı, çoğu zaman hayvanların ve insanların yaşadığı doğal ve
yapıcı bir duygudur. Ancak bireyler bazen öfkelerini farklı şekillerde ortaya
koyup etrafa zarar verme şeklinde yıkıcı ve sanki kontrol edemiyormuşcasına
yaşarlar. Bu durum ise kişilerin gündelik hayatlarını sekteye uğratır. Kişi
ailesiyle, çocuklarıyla, kız veya erkek arkadaşıyla problemler yaşar ve belki
bazen iş yerinden çıkarılma, işe gidememe gibi uyum bozuklukları da yaşarlar.
Kısaca bu tür öfke deneyimleri yaşayan kişiler hem çevreyle uyum bozuklukları
yaşarlar hem de kendilerine zaman zaman zarar verirler.
Öfkelenmemize neden olan çeşitli faktörler vardır. Bunları düşünsel süreçler,
fizyolojik süreçler ve kültürel etkiler olarak öne sürebiliriz. Yıkıcı öfke
dediğimiz duygu, bu faktörlerin bir ürünüdür.
Düşünsel süreçler :
"Beni adam yerine koymuyorlar"
"Hakkımı yediler ve yemeye devam ediyorlar" vb.
Aynı zamanda; karşı tarafı saldırı halinde algıladığımızda, kışkırtıldığımızı
düşündüğümüzde, zaman zaman hayal kırıklıkları yaşadığımızda, stres altındayken,
kendimizi ifade edemediğimiz zamanlarda öfke ortaya çıkar.
Fizyolojik nedenlere gelince, hormonlarımızın bize oynadığı bir oyun olarak
karşımıza çıkabilir ya da öfke bazı rahatsızlıkların yan kolu olarak ta ortaya
çıkabilir. Buna örnek vermek gerekirse; depresyon, bipolar bozukluk vb.
Kültürün etkisi ise şöyledir; özellikle ataerkil toplumlarda erkeklerin halk
diliyle maço olması, zaman zaman öfkeli davranışlarda bulunması, normal görülen
bir davranış türüdür.
Ancak neden herkes aynı olay olsa dahi; aynı ayarda öfkeli davranışlarda
bulunmuyor. Olay aynı olsa da kişilerin verdiği öfke tepkileri birbirinden çok
farklı olabiliyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri; her kişinin olaylara
bakış açısının farklı olmasıdır. Eğer bakış açımızı değiştirirsek
davranışlarımızı da değiştirebiliriz.
Kimi zaman bakış açımızı değiştirmek kolay olmaz çünkü yerleşmiş inançlarımız ve
vardır ve bunların farkında bile değilizdir. Uzman psikologlar ve
psikiyatristler bu noktada devreye girer. Psikiyatristler normal olarak
nitelendirmediğimiz öfke davranışının fizyolojik boyutunu ele alırken,
psikologlar ise, terapi boyutunu ele alırlar yani, nelerin bizi öfkelendirdiğini
ve bunlarla nasıl baş edeceğimizi ele alırlar.
Baş etme yolları ise çeşitlidir.
1. Düşünsel boyutu inceleme ve olaylara bakış açımızı değiştirmek için
alternatif yollar arama
2. Relaksasyon dediğimiz gevşeme teknikleri bize bu konuda yardımcı olur
3. İletişim kurma becerilerini geliştirme ve bu konu üzerinde deneyim kazanma
4. Her ne kadar olaylardan uzak duramasak ta ve hoşumuza gitmeyen olaylarla
karşılaşsakta; yine de kontrol gücümüzün bizde olduğunu fark etme ve
öfkelenmemize vesile olan olaylardan uzak durma
5. Öfkelenmemize vesile olan bir problem varsa; buna yönelik mantıksal çözümler
üretmek
İlk başta da belirttiğim gibi; öfke, normal, zaman zaman güvenliğimizi sağlayan
bir duygudur ama hayatımızı olumsuz yönde etkiliyor ve bizi çevremizden
işimizden hayatımızdan alıkoyuyorsa bir uzmana gitmekte fayda var.
Ne demişler; "keskin sirke küpüne zarardır"
Kendinizi öfkeli hissettiğinizde aşağıdaki fiziksel belirtileri hissedersiniz.
kas gerginliği
hızlanmış kalp atışı
midenizde değişik hisler
nefes alıp vermede hızlanma
titreme
Kalp atışınızı hızlandıran, sesinizin daha yüksek çıkmasına neden olan,
adrenalinizi kontrol amla yolları için bazı ipuçları sunuyorum:
Derin, uzun ve yavaş burundan alınan nefes ve nefese konsantre olma
Kendinizi mutlu ve huzurlu hissedeceğiniz bir yerde hayal etme
Daha önce öfkenizi dindirmeye yaramış teknikleri uygulayabilirsiniz
Kendi kendinize:
"Sakin ol"
"Kendimi ispat etmeme gerek yok"
Durun ve yapacağınız davranışlarınızın sonuçlarını düşünün. Davranmadan önce
düşünün. Sizi tahrik eden biri var ise; kendi kendinize positif düşünceler
üretmeye çalışın. Problemi mantıklı yollarla çözmeye yönelik adımlar atın. Diğer
insana karşı öfkeli adımlar atmak işinize yaramayacaktır.
Size nelerin sinirlenmenize vesile olduğunu düşünün ve bunları not edin.Kontrolü
kaybetmeden önce kendinize düşünme fırsatı yaratın. İnan ki; kendi kendinize
saldırgan davranışlarınızı kontrol edebilirsiniz. Öfkenin sizi yönetmesine izin
vermeyin.
Huzurlu günler
Uzm. Klinik Psikolog Merve Mamacı
|