Hakkında


Psikologlar.org, psikologlara yönelik içeriğe sahip olan bir sitedir. Sitemizden, psikologlara yönelik eğitim duyurularına, psikolojiyle ilgili haberlere, Türkiye'deki "psikoloji bölümleri" gibi bir çok içeriğe ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak, psikologlar için yazılmış bazı programlara (Mmpi Değerlendirme Programı gibi) ücretsiz olarak sahip olabilirsiniz.

Psikologlar.org'un Türk Psikologlar Derneği ile herhangi bir bağlantısı yoktur.

Zayıflamak mı İstiyorsunuz?


Siz anne babalar ve biz genç yetişkinler, hepimiz ergenlik döneminin zorlu yollarından geçtik. Ebeveynlerimize karşı geldik, asabi bir ruh hali içine girdik, kendi içimize döndük ancak sanırım son 5 yılda yüzde 35 artış gösteren zayıflama hastalığına hiç birimiz yakalanmadık. Basit bir diyetle başlayıp ölümle sonuçlanabilen toplumda zayıflama hastalığı olarak bilinen aneroksiya nervosa hakkında bir fikriniz olmadığını düşünüyorsanız bu yazıyı sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim. 

Son dönemlerde medyanın literatürümüze soktuğu ‘sıfır beden’ kavramı özellikle gelişme çağındaki genç kızların aklını çelip birçok yeme bozukluğuyla ilgili hastalıkları da peşinde getiriyor. Bu hastalıklardan biri olan anoreksiya nervosa fazla kilolu olma korkusundan dolayı aşırı diyet yapma ve bunun sonucunda meydana gelen aşırı kilo kaybı olarak tanımlanan bir hastalıktır. Anoreksikler kiloları ne olursa olsun kendilerini şişman hissederler. Çoğu kez anoreksikler normalden daha zayıf olduklarını fark etmezler ve 45 kg olsalar bile kendilerini şişman kabul ederler. Daha da zayıf olma çabaları içinde anoreksikler, her koşulda yemek yemekten ve kalori almaktan kaçınırlar. Bu hastalığın %10–20 oranı, oluşan çeşitli komplikasyonlar nedeniyle ölümle sonuçlanır. 

Hastalığın nedenleri hakkında kesin bir yargıya varılmamasına karşın yapılan araştırmalar aile yaklaşımı, kültürel etkenler ve genetik faktörün hastalığı etkilediğini belirtmektedir. Bunun dışında yukarıda da belirttiğim gibi medyanın çok önemli bir rolü vardır. Çekici ve güzel olmanın çok zayıf olmakla alakalı olduğu yönünde yapılan haberler özellikle genç kızları etkilediği için bu hastalığa adeta davetiye çıkarmaktadır. 

Bütün bu nedenleri göz önünde bulundurmak şartıyla sorunun aslında daha derinlerde olduğunu belirtmekte de yarar var. Yeme bozukluğu olan bireylerde aşırı derecede özgüven eksikliği, başkaları tarafından sürekli onaylanma ve kabullenme ihtiyacı vardır. 

Hastalığın belirtileri ise şu şekildedir: 

Gözle görülür kilo kaybı 

Gittikçe içe kapanma 

Aşırı derecede egzersiz yapma 

Kilo almaktan şiddetle korkmak 

Yorgunluk 

Sürekli üşümek 

Kaslarda güçsüzlük 

Yemek yememek için sürekli bahane bulmak (ör: daha önce yedim, kendimi iyi hissetmiyorum gibi) 

Alışılmadık yemek yeme alışkanlıkları (ör: Yemekleri minik parçalara bölmek) 

Yiyecek yanında fark edilebilen bir rahatsızlık 

Çok ince olmasına rağmen aşırı şişman olduğundan yakınmak

Baş ağrıları 

Mükemmeliyetçi yaklaşım

Baş dönmesi ve bayılma 

Topluluk arasında yemek yemekte zorlanma 

Hastalığın tedavi aşaması ise hem psikolojik hem de tıbbi tedaviyi içeren bir şekilde olmalıdır. Diyetisyen tarafından kişiye özel hazırlanan yeme programıyla birlikte psikolog ile yapılan psikoterapiler eşliğinde bu hastalığa veda edilir. Ancak bence en önemlisi hastalığa yakalanıp tedavi yolu aramak yerine bu hastalığa yakalanmamak için önlem alınmasıdır. Bu aşamada çocuklarıyla ilgili olarak ailelere önemli bir görev düşüyor. Ebeveynlere özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarıyla, onların benlik imajını zedeleyecek tarzda konuşmalar yapmamalarını ve ölümle sonuçlanabilen bu hastalıkla ilgili onları bilinçlendirmeleri gerektiğini tavsiye ediyorum. 

Psk. Merve SARAÇOĞLU