Hakkında


Psikologlar.org, psikologlara yönelik içeriğe sahip olan bir sitedir. Sitemizden, psikologlara yönelik eğitim duyurularına, psikolojiyle ilgili haberlere, Türkiye'deki "psikoloji bölümleri" gibi bir çok içeriğe ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak, psikologlar için yazılmış bazı programlara (Mmpi Değerlendirme Programı gibi) ücretsiz olarak sahip olabilirsiniz.

Psikologlar.org'un Türk Psikologlar Derneği ile herhangi bir bağlantısı yoktur.

Sosyal Şemalar



Sosyal şemalar sosyal dünya hakkında bilgi içeren bilişsel yapılardır. Şema kuramı, insanların içinde yaşadıkları karmaşık sosyal dünyayı anlamak için kullandıkları mekanizmaları ayrıştıran algısal ve bilişsel bir bilgi işleme modelidir.


Şema Nedir?
Şema, dünya hakkındaki genel beklenti ve bilgileri içeren zihinsel bir yapı olarak kavramsallaştırılır. Bu, insanlar hakkındaki genel beklentileri, sosyal rolleri, olayları ve belirli durumlarda nasıl davranılacağını içerir. Şema kuramı, bu tür zihinsel yapıları, sosyal çevreden gelen bilgileri seçmek ve işlemek için kullandığımızı ileri sürer. Şemalar sosyal dünyayı yordamamıza ve kontrol etmemize olanak verir. Sosyal yaşamın karmaşıklığını anlamamıza yardımcı olur. Şemalar insanların gerçekliği kolaylaştırmak için kullandıkları bir tür kısa yollardır.
Şema araştırmaları, insanların sosyal bilgiyi zihinlerinde nasıl temsil ettiklerini ve yeni bilginin varolan bilgi ile nasıl birleştiğini yani insanların, karmaşık sosyal bilgiyi nasıl işlediklerini, yorumladıklarını ve anladıklarını bulmaya çalışır. Zihinsel yapılar olarak şemalar belirli bir alan hakkında özet ve genel bir bilgi içerirler.

Sınıflandırma:
Bir şemayı sosyal bir nesneye uygulamadan önce bu nesneyi sınıflandırmamız gerekir. Sınıflandırma işlemi şema kuramının merkezidir. Sınıflandırma işlemi uyaranı nasıl tanımladığımıza ve bir kategorinin üyesi olarak grupladığımıza karşılık gelir. Çoğu zaman kategorileri çok az bilinçli bir çaba ile ve otomatik olarak oluştururuz. Bir nesneyi bir şey olarak (bir kitap, ağaç, hayvan) tanımladığımızda veya etiketlediğimizde sınıflandırma yapıyoruz demektir. Rosch (1975) yaptığı çalışmada, bir kategorinin bazı üyelerinin, insanların onları bir kategoriyi daha temsil ediyor olarak algılamaları dolayısıyla bilişsel bir referans noktası olarak hareket ettiklerini bulmuştur. Bunu prototipler olarak algılamıştır. Kategori içindeki bazı örnekler diğerlerinden daha tipik olarak algılanır. En tipik ve prototip olan örnek  kategoriyi en iyi şekilde temsil eder. Prototip, kategori üyelerinin bir ortalaması yada "merkezi eğilimi" dir. Rosch bazı kategorilerin çok belirgin sınırları olduğunu bazılarının da olmadığını bulmuştur. Bir nesneyi, belirli bir kategoriye ait olarak sınıflamak için, bu nesnenin o kategorinin bütün özelliklerini içermek zorunda olması gerekmez. Bununla birlikte nesnenin diğer kategori üyeleri ile bazı ortak özellikleri taşıyor olması gerekir. Sosyal sınıflandırma, sosyal nesnelerin değişken, dinamik, interaktif ve daha az yordanabilir olmaları nedeniyle nesne sınıflandırmasından daha karmaşık bir işlemdir. Sosyal durumlar temsil edici örnekler olarak  sınıflandırılırlar ve böylece belirli bir durumdaki belirli bir davranış önceden tahmin edilebilir. Olayları ve insanları sınıflandırmak, sosyal dünyanın yapısını basitleştirmemize ve gelecekteki davranış ve deneyimleri önceden tahmin etmemize olanak verir.

Şema Tipleri:
Dört tip şema tanımlanmıştır: Kişi şemaları, benlik şemaları, rol şemaları ve olay şemaları
 
a) Kişi şemaları: Kişi şemaları kişilik özelliklerinin (trait) kavramsal yapılarının özetleri yada bir kişinin diğer insanlarla olan etkileşimlerinden sonuçlar çıkarmasına ve sınıflandırmalar yapmasına olanak sağlayan kişi prototipleridir. Bireyleri baskın kişilik özelliklerine göre sınıflandırırız. Örneğin Woody Allen'ı prototipik bir nevrotik olarak sınıflandırırken Robin Williams'ı prototipik  bir dışa-dönük olarak sınıflandırırız. Kişi şemaları "o nasıl bir insan" sorusunu cevaplamamıza olanak sağlar.
 
b) Benlik Şemaları: Benlik şeması araştırmaları, insanların kendileri hakkında sahip oldukları kavramsal yapıları ve selfle ilgili yada ilgisiz olan bilginin işlenme hızını etkileyen yapıların derecesini inceler. Markus benlik şemalarını "geçmiş deneyimlerle elde edilen ve bireyin sosyal deneyimlerini içeren benlik ile ilgili bilginin işlenmesine rehberlik eden ve bunları organize eden benlik hakkındaki bilişsel genellemeler" olarak tanımlar. Bireyler belirli bir boyutu benlik kavramının merkezi ve baskın özelliği olarak görüyorlarsa "şematik" olarak adlandırılırlar. Eğer bu boyutu benliklerine merkezi olarak algılamıyorlarsa "aşematik" olarak adlandırılırlar. Örneğin eğer ne kadar hırslı olduğunuz konusunda bir fikre veya kavrama sahipseniz, bu özellik boyutunda self-şematik olarak sınıflandırılırsınız. Eğer ne kadar hırslı olduğunuzdan emin değilseniz, bu boyutta aşematik olarak sınıflandırılırsınız.

c) Rol Şemaları:  Rol şemaları, toplumdaki belirli rol konumlarından beklenen davranışlar ve normlar hakkında insanların sahip oldukları bilgi yapılarıdır. Bu kazanılmış ve atfedilmiş rolleri içerir. Kazanılmış olanlar, doktor yada psikolog rolü gibi çalışma ve çaba sonucunda elde edilen rollerdir. Atfedilmiş roller ise cinsiyet, yaş ve ırk gibi üzerinde çok az kontrol sahibi olduğumuz rollerdir. Kazanılmış roller meslekle ilgilidir ve belirli konumdaki bireylerin davranışları hakkında normatif beklentilere sahip olmamıza yol açarlar. Stereotipler farklı sosyal sınıflardan insanlar hakkındaki bilgileri organize eden bir tip şemadır. Hamilton stereotipin " bir sosyal grubun üyeleri hakkında algılayıcının sahip olduğu beklentileri içeren bilişsel, yapısal bir kavram" olduğunu söylemektedir.

c) Olay Şemalar:  olay şemaları günlük aktivitelerdeki ardaşık olayların organizasyonunu tarif eden bilişsel yapılar olarak kavramlaştırılırlar. Böylece olay şemaları geleceği öngörmek ve planlar yapmak için gerekli olan temeli sağlarlar. Bireyin uygun davranışlarda bulunarak hedeflerini başarma stratejilerini geliştirmelerini olanak sağlarlar. Örneğin bir restoranda izlenmesi gereken uygun davranış sırası içeri girmek, oturmak, sipariş vermek, yemeği yemek, parayı ödemek ve gitmektir. Günlük yaşamdaki bir çok davranış bilinçsiz ve otomatik olarak yapılır. Bu davranış repertuarları bellekte depolanır ve gerekli olduğunda otomatik olarak aktive olurlar.

Şemalar Nasıl İşler?
 
Kuram-yönelimli yapılar olarak  şemalar:
Şemaların en merkezi işlevi deneyimleri organize etmektir. Bir şema gelen uyaran konfigürasyonu olarak eşleştirilir, böylece şemanın elementleri arasındaki ilişki gelen bilgi ile benzeştirilir. Eğer bilgi şemaya uygun bir eşleştirme ise şemanın yapıcı elementleri bilgiye empoze edilir. Böylece şema gelen uyaranın elementlerinin tanınmasına elementlik eder, anlamı, organizasyonu ve içsel temsili için bir bağlam oluşturur. Bilgi işleme süreci bu yüzden veri-yönelimi olmaktan çok kuram-yönelimli olarak kavramlaştırılır. Yani kişinin yeni durumları anlamlandırmak için sosyal dünya hakkındaki önceki  beklentilerine, kavramlarına ve bilgisine dayanır. Kuram-eğilimli şemalar bazen yanlı yargılamalara neden olabilirler. Şemalar, var  olan bilişsel yapılar olarak gelen sosyal bilgideki eksiklikleri doldurabilirler. Bu eksiklikleri tamamlama işlemi tahminlerle yada bir takım çıkarımlarla yapılır.

Bellek izleri olarak şemalar:
Şemalar hangi sosyal bilginin kodlanacağına ve bellekten geri çağrılacağına önderlik eder. Cinsiyet, yaş ve ırk gibi baskın görsel ip uçlarına dayanan şemalar neyin kodlanacağına ve hatırlanacağına dair bir belirleyici bir etkiye sahiptirler. Yapılan araştırmalarda şemaların bilginin hatırlanmasını hızlandırdığı ve böylece şemaya uyan iyi uyaranların şemayla tutarlı olan materyalin tutarlı olmayan materyallere oranla daha hızlı hatırlanmasını sağladığı bulunmuştur. Bununla birlikte bazı araştırmalar insanların şemayla ilgili bilgileri çarpıttığını bulmuştur. Yapılan bir çalışmada beş ve altı yaşlarındaki çocuklara içinde bir kadın doktor ve bir erkek hemşirenin bulunduğu bir film izlettirilmiştir. Daha sonra çocuklardan aktörlerin cinsiyetleri istendiğinde çocuklar alışılmış cinsiyet rolleri beklentileri doğrultusunda hafızalarındaki bilgiyi çarpıtarak doktoru erkek kadını ise hemşire olarak hatırlamışlardır. Şemayla tutarlı olan bilgi derin bir işleme gerektirmeksizin otomatik olarak kullanılırken şema ile tutarsız olan bilgi daha uzun bir işleme gerektirir.

 
 
Kuram-yönelimli stratejilere karşı veri-yönelimli stratejiler:
Hastie ve Kumar (1979) yaptıkları çalışmada, deneklerin,  karakterinin kişilik tanımlamasıyla uygun olmayan kişi hakkındaki bilgiyi daha iyi hatırladıklarını bulmuştur. Bu bulgular şema modelleri ile çelişmektedir. Bazı durumlarda insanlar uyaran bilgisinin doğasından daha fazla etkilenmektedirler. İnsanlar şemalarını uygulamazlar ve veriyi göz ardı etmezler. Bu araştırmacılara göre yeniliği ve ayırt ediciliği nedeniyle beklentilerle tutarsız olan bilginin birey için daha bilgi verici olduğunu söylemişlerdir. Kişi bu yüzden bu bilgiyi daha ayrıntılı işliyor olabilir ve daha ayrıntılı işlenen bilginin hatırlanması daha olasıdır. Fiske ve Neuberg'e (1990) göre ise; şematik işlemleme veri kişi için belirsiz olmadığında ve göreceli olarak önemsiz olduğunda kullanılır. Bununla birlikte eğer veri daha açık ve önemli ise ve kişi ile ilgili ise daha bireysel ve kademeli bir yaklaşım kullanılır. İnsanlar yanlış yapmamaya özen göstermeye yönelik bir motivasyona sahip olduklarında veri-yönelimli stratejileri kullanırlar.

Değerlendirici ve duygusal yapılar olarak şemalar:
Şema kuramına yöneltilen temel eleştirilerden biriside insanın sosyal bilgiyi işleme sürecini değerlendirici ve duyusal öğeleri ihmal ederek çoğunlukla bilişsel açıdan ele almasıdır. Bunu fark eden şema kuramcıları da bu yöne eğilmişlerdir. Kavramsal olarak, şemalar normatif yapıları temsil ederler ve kişinin deneyimlerini değerlendirmesine bir temel sağlarlar. Bu normatif işlev gelen bilgiye neredeyse otomatik olan duygusal ve değerlendirici bir tepkide bulunmayı sağlar. Fiske'ye göre (1982) bazı şemalar duygusal/değerlendirici bir öğe ile karakterize edilirler ve bir örnek şemayla eşleştirildiğinde şema yapısında depolanmış olan duygu/değerlendirme harekete geçer. örneğin bir dişçiği gördüğümüzde otomatik olarak korku ve kaygı yaşarız.

Şemaların içsel organizasyonu:
Şemalar hiyerarşik olarak yapılandırılmışlardır, daha özet ve genel bilgi kategorileri piramitin en üstünde yer alırken daha belirgin kategoriler en altta yer alılar. Bu, kişinin somut bir örnekten daha genel bir çıkarım seviyesine ulaşmasına olanak sağlar. Böylece bilgi, şema yapısı içerisinde farklı soyutlama düzeylerinde işlenebilir. Farklı şemalarda hiyerarşik bir şekilde birbiriyle bağlantılı olabilir. Sosyal olay şemaları zamansal tarzda organize olmuş hareket sahnelerinden meydana gelirler. Bu zamansal organizasyon olay şemalarının içerdiği hedef yönelimli davranışın doğasını yansıtır. Gelecek ve niyetli davranış hakkındaki çıkarımlar ve yordamalar olay şemalarının içerisinde bulunan zamansal hareketlere dayanırlar.



Şemaların kökenleri ve gelişimi:
Genel olarak şema kuramı şemaların öğrenilmiş olduğunu yada sosyal çevre ile olan deneyimler sonucu kazanılmış olduğunu söylemektedir. Deneyimler yoluyla geniş bir şema repertuarına sahip olduğumuz söylenir. Norman (1978) şemaların öğrenilmesinin üç şekilde olduğunu söylemiştir. Birinci süreç "accretion" olarak adlandırılır. Daha sonraki hatırlamalar için bellek izlerinin oluşturulmasından ve depolanmasından kaynaklı bir öğrenmedir. İkinci süreç "tuning" ise var olan şemaların deneyimlere adapte edilmesi sürecidir. Üçüncü süreç olan "restructuring" (yeniden yapılandırma)  ise yeni şemaların oluşturulmasıdır. Şemalar geliştikçe daha fazla boyut ve detay içeren zengin ve kompleks bir yapıya dönüşürler. Kısaca şemalar deneyim yoluyla daha organize ve detaylı hale gelirler. Fakat, çelişkileri açıklamakta daha esnek olurlar. Başka bir değişle deneğim yoluyla şemalar sosyal gerçekliğin karmaşıklığını daha iyi açıklarlar.

Şemaların stabilitesi ve değişimi:
Genel olarak, sosyal şemalar bir kez geliştirildikten ve kullanımla güçlendirildikten sonra stabil ve statik yapılara dönüşürler. İyi geliştirilmiş şemalar değişime direnirler ve çelişkili ve tutarsız bir kanıtla karşılaşıldığında bile var olmaya devam ederler. Bununla birlikte,  stereotipler gibi iyi yapılandırılmış şemalar da değişime zorlanabilir. Eğer bir kişi strereotipi ile uyuşmayan bir çok örnekle karşı karşıya kalırsa yada şemanın fonksiyonelliğinin azaldığını hissederse bazı değişiklikler ve ayarlamalar yapılabilir. Weber ve Crocker (1993) muhtemel üç çeşit şema modeli tanımlamışlardır. Birincisi  "bookkeeping modeli" dir. Buna göre insanlar her parça bilgi ile şemada bir ince ayar yaparlar. Şema ile çelişen bilgiler küçük değişimler yaratır. Fakat çok fazla sayıda çelişkinin ve uç sapmaların olması durumunda şemada önemli değişikler yapılır. İkincisi "conversion (değişme) modeli" dir. Buna göre ise de küçük tutarsızlıklar tolere edilirken şemayı yanlışlayan baskın öğelerle karşılaşılması durumunda şemalar dramatik ve ani bir değişime uğrayabilir. Dördüncü model ise "subtyping modeli" dir. Bu modele göre şemanın yanlışlanan örnekleri alt kategorilere ayrılır.