Hakkında


Psikologlar.org, psikologlara yönelik içeriğe sahip olan bir sitedir. Sitemizden, psikologlara yönelik eğitim duyurularına, psikolojiyle ilgili haberlere, Türkiye'deki "psikoloji bölümleri" gibi bir çok içeriğe ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak, psikologlar için yazılmış bazı programlara (Mmpi Değerlendirme Programı gibi) ücretsiz olarak sahip olabilirsiniz.

Psikologlar.org'un Türk Psikologlar Derneği ile herhangi bir bağlantısı yoktur.

İntiharda Ailenin Rolü


İntiharda ailenin rolüne geçmeden önce ailelerin tutumlarını sınıflamak doğru olacaktır: 
1. Baskıcı – otoriter tutum: 
Aşırı baskılı, otoriter tutum, çocuğun kendine olan güvenini ortadan kaldıran, onun kişiliğini hiçe sayan bir tutumdur. Anne veya babadan birisi veya her ikisinin baskısı altında olan çocuk, sessiz, uslu, nazik, dürüst ve dikkatli olmasına karşılık, küskün, silik, çekingen, başkalarının etkisinde kolay kalabilen, aşırı hassas bir yapıya sahip olabilir.
Suçlayan, cezalandıran ve sürekli karışan ana babaların çocuklarının kolayca ağlayan çocuklar olduğu görülür. Baskı altında büyüyen çocuklarda isyankar vaziyet alışlarla birlikte, aşağılık duygusu gelişebilir.

2. Koruyucu tutum:
Ana babanın aşırı koruması, çocuğa gerektiğinden fazla kontrol ve özen göstermesi anlamına gelir. Bunun sonucu olarak çocuk, diğer kimselere aşırı bağımlı, güvensiz, duygusal kırıklıkları olan bir kişi olabilir. Daha çok anne çocuk ilişkisinde ortaya çıkan bu aşırı koruyuculuğun ardında, annenin duygusal yalnızlığı yatmaktadır. Bu yaklaşım çocuğun otonom (kendi kendini yöneten) bir birey olmasını engeller, sosyal gelişimini zedeler, bağımlı bir kişi olmasına sebep olur.

3. Gevşek tutum:
Çocuk merkezci aile, genellikle orta yaşın üzerinde çocuk sahibi olan ailelerde ya da çocuğun kalabalık yetişkinler grubu içinde yetişen tek çocuk olması halinde sıklıkla rastlanır. Böyle bir ortamda çocuk, ailede insiyatif sahibi tek kişidir ve onun isteklerine aile kayıtsız şartsız uyarlar. Çocuklarına boyun eğen anne ve babalar evde onların egemenliğini kabullenen kişilerdir. Bu tür ailelerde, çocuklar anne ve babalarına hükmeder ve onlara çok az saygı gösterirler. Bu çocuklar, yalnız anne ve babalarıyla yetinmeyip zamanla ev dışındaki kimselere de egemen olmanın yollarını arayan bir birey haline dönüşürler.

4. Dengesiz ve kararsız tutum:
Buradaki dengesizlik ve tutarsızlık, ana baba arasındaki görüş ayrılığında olabildiği gibi, anne ve babanın gösterdiği değişken davranış biçiminde de görülebilir. Bu durumda çocuk hangi koşulda nasıl davranacağını bilemez. Hangi davranışının “uygun olan davranış”, hangisinin “uygun olmayan davranış” kategorisine girdiğini kestiremez. Bu da önceleri çocukta bazı iç çatışmaların, huzursuzlukların ardından da dengesiz ve tutarsız bir yapının oluşumuna sebep olabilir. 

5. Güven verici, destekleyici ve hoşgörülü tutum:
Ana babaların çocuklarına karşı hoşgörü sahibi olmaları, onları desteklemeleri, çocukların bazı kısıtlamalar dışında, arzularını diledikleri biçimde gerçekleştirme-lerine izin vermeleri anlamına gelir. Çocuk kabul edilmek ve onaylanmak ister. Eğer aile ortamı ona kendi benliğini tanıma özgürlüğü veriyorsa sağlıklı bir biçimde olgunlaşma yolunda gelişir. Sevgi ve teşvik görür. Yetişkinler tarafından dinlenir.

Yukarıda sıralanan ana baba tutumları arasında en sağlıklı ve başarılı olanı “güven verici ve destekleyici” tutumdur. Ancak bu esnek yaklaşım içinde, özgürce düşünüp karar verebilen, bu kararın sorumluluğunu yüklenen, bağımsızca hareket edebilen, özgüveni olan bireyler yetişebilir. (Yavuzer, 2004, s. 28-31,33,34)
Aile üyelerinin ilişkilerinde bir uzaklaşma, bağlarda bir gevşeme ve izolasyon arttıkça depresif duygular ve intihar potansiyeli de artmaktadır. Tek bir değişkenden ziyade birden fazla değişkenin etkileşimi intihar potaniyelinde rol oynamaktadır, özellikle varolan durum ailenin dengesinde bir bozulma meydana getiriyorsa risk artmaktadır.
İntihar davranışı gösteren gençler bozuk aile ortamlarından gelmektedir, özellikle gençlerle yapılan çalışma sonuçları mutsuz, dengesiz çatışmalı bir ev ortamının varlığı konusunda birleşmektedir. Literatürde intihar girişiminde bulunan kişilerin aile öyküsünde ruhsal bozukluklar, alkol kötüye kullanımı, intiharlar, ana baba arasında uzun süreli vurucu kırıcı ilişkiler sıklıkla bildirilmektedir. İntihar girişimi olan gençlerle yapılan çalışmalarda ana-baba arasındaki çatışmaların yoğun, çocuk yetiştirme tutumlarının tutarsız olduğu bildirilmektedir. Gençler ise sorunlarını aileleri ile paylaşamadıklarını, aileden destek göremediklerini ve iletişim güçlüklerini bildirmişlerdir. Gençlerin ana babaların sert, sevgisiz, red edici olarak algıladığı görülmektedir. Özellikle aile ortamında ana-babanın vurucu kırıcı davranışları, ana ya da baba da alkol bağımlılığı ve cezalandırma yöntemi olarak dayağın kullanımı saptanmıştır. (R Palabıyıkoğlu, İntihar Davranışında Ailenin Rolü ve önemi, Kriz Dergisi, 1993; 1(2):62-68)
Baskıcı – otoriter ailede çocuk kendilik algısı geliştiremez ve ya tamamen bağımlı, itaatkar ya da herşeye karşı çıkan, asi bir birey olur. Bu da kişinin özünden uzaklaşmasına sebep olur. Kendiliğimizi yaşamak için savaşsız bir ortama ihtiyacımız vardır. Kendimizi ispat etmeye ve ailemize birşeyleri göstermeye çalışmak bizi yine ailenin şartlarına göre davranmaya iter. Yani davranış kalıbımızı aile tutumu belirler. Spontan bir gelişme kaydedemeyiz. İlerki yaşamımızda da hayatımızın yaşanabilirliğini, çevremizde sürekli anne ve baba modelleri yerine koyacağımız insanlar olması ve onlarla savaşmak belirler. Çünkü öğrendiğimiz budur. Bu kısır döngü yalnızca artık kendimiz olmaya karar verdiğimizde yok olur.
Jacques Peuchet diyor ki, “Baskıcı ana babaların ve amirlerin kendilerine tabi olan kişilere kötü muamele etmelerinin, adaletsiz davranmalarının, gizli cezalandırmaların, sinirli, çok kolay heyecanlanan, derin duyguları olan tutkulu insanların ölüm arayışına sürükleyen çaresizliğin temel nedenleri arasında olduğunu keşfettim.” (Marx, 2006, s.13)

 Haluk Yavuzer, Ana-Baba ve Çocuk, İstanbul, 2004, Remzi Kitabevi
 Karl Marx, İntihar Üzerine, Der. Barış Çoban, Zeynep Özarslan, İstanbul, 2006, Yenihayat Yayıncılık

Melek Bengü Şahin