Hakkında


Psikologlar.org, psikologlara yönelik içeriğe sahip olan bir sitedir. Sitemizden, psikologlara yönelik eğitim duyurularına, psikolojiyle ilgili haberlere, Türkiye'deki "psikoloji bölümleri" gibi bir çok içeriğe ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak, psikologlar için yazılmış bazı programlara (Mmpi Değerlendirme Programı gibi) ücretsiz olarak sahip olabilirsiniz.

Psikologlar.org'un Türk Psikologlar Derneği ile herhangi bir bağlantısı yoktur.

Hayatınız Zehir Olmasın


Stresli olduğunuzu düşündüğünüz anlarda ya da endişe duyduğunuzda, vücudunuz nefes darlığı, boğulma hissi, çarpıntı, bulantı, terleme, bayılacak gibi olma ya da bayılma gibi fiziksel reaksiyonlar gösteriyorsa panik atağın eşiğinde ya da içinde olabilirsiniz. Panik atak hastaları yaşadıkları durumu “çok korkutucu dehşet verici ve yaşamlarının en kötü deneyimi" olarak tanımlarlar.
Pek çok hasta bu belirtileri; "felç olacağı, bayılacağı, kontrolünü kaybedeceği ya da delireceği, kalp krizi geçireceği, öleceği" biçiminde yorumlar. O sırada yapmakta olduğu işi sürdürmekte güçlük çeker, hatta sürdüremezler. Kendilerini yaşamsal bir tehlike içinde hissederek o ortamdan uzaklaşmaya çabalarlar. Panik atağı hızla tıbbi yardım arayışına neden olur. Bu hastalar önce acil servislere, daha sonra da sıklıkla pratisyen hekimlere, kardiyolog ve nörologlara başvururlar. 

Peki, bireyi her seferinde hastaneye gitmesini gerektirecek kadar rahatsız eden bu hastalık nedir? 

Panik atak en kısa tanımla, vücutta herhangi bir fiziksel rahatsızlık olmaksızın stres kaynağı yaratan ortamlarda ani olarak ortaya çıkan endişe-kaygı nöbetidir. Bu endişe ve kaygı nöbeti kişinin vücudunda yukarıda birkaçından bahsettiğim fiziksel belirtilerle kendini gösterir. Fakat bu belirtilerin dışında nöbetler ya da atakların devamı gelmeye başladığında hastalarda iki temel belirti daha ortaya çıkar. Bunlardan ilki atakların tekrarlanacağı korkusudur ki bu duruma beklenti anksiyetesi denir. Diğer belirti ise hastanın atakların olabileceği ortamlardan kaçınmasıdır. Örneğin hastalar asansör, alışveriş merkezleri, spor salonları gibi kapalı mekanlardan havasız kalacağı korkusuyla uzak durmayı tercih ederler. 

Hastalığın görülme sıklığına bakacak olursak, ülkemizde panik bozukluk sıklığı çeşitli çalışmalarda %1,2 – 5,1 arasında bulunmuştur. Panik bozukluk her yaşta başlayabilmekle beraber en fazla 20’li yaşların başlarında ve daha geç olmak üzere 30’lu yaşlarda başlamaktadır. Tüm yapılan çalışmalarda kadınlarda erkeklere göre iki-üç kat daha fazla görüldüğü bildirilmektedir. Yaş ilerledikçe panik bozukluğunun görülme sıklığı azalır, 65 yaş üzeri görülmesi çok enderdir. Panik bozukluğunda ailesel bir yatkınlık olduğu eskiden beri bilinmektedir. Panik bozukluğu olanların yakınlarında panik bozukluğunun yaşam boyu görülme sıklığı normallere oranla 7–20 kat fazladır. İkiz çalışmalarında panik bozukluğu için eş hastalanma oranının tek yumurta ikizlerinde %31 olduğu bulunmuştur.

Panik atak tedavisi hastanın yaşadığı atakların düzeyine ve şiddetine göre değişim gösterebilir. Genel olarak panik atak tedavisinde bilişsel davranışçı terapi uygulanmaktadır. Bu terapi uygulaması ile hastalara ilk olarak ataklar sırasında onlarla başa çıkabileceği nefes teknikleri ve gevşeme egzersizleri öğretilir. Böylece hasta atağın geldiğini hissettiği anda bu tekniklerle atağı daha hafif atlatabilir. Daha sonraki aşamada hastanın yanlış bilişsel süreçleri bulunur (örneğin; alışveriş merkezi çok kalabalık oraya gidersem atak geçiririm) ve bu süreçler olumlu düşünceler ile değiştirilmeye çalışılır. Ataklarla başa çıkmayı öğrenen ve yanlış bilişsel süreçleri değiştirilen hastanın hayat kalitesi arttırılmaya çalışılır. Hasta her ne kadar iyileştiğini söylese ve gerçekten atak yaşamasa bile, beklenti anksiyetesi ile sinemaya, tiyatroya, alışveriş merkezine gitmekten korkuyorsa; atak gelecek endişesi ile hayatını kısıtlıyorsa bu rahatsızlık tamamen geçmiş sayılmaz. 

Panik atak tedavisinde psikologlar ve psikiyatrlar beraber çalışabilirler. Tedavinin ilk aşamasında kişi şiddetli ataklar yaşıyorsa ve bu ataklar yüzünden evden çıkamayacak durumdaysa ilaç tedavisi uygulanmaya başlanır, daha sonra bu akut dönem atlatılınca psikoterapi'ye başlanması gerekmektedir.



Tedavi aşamasında hastanın panik atakla ilgili kitapları ve makaleleri okuyarak bu konu hakkında bilgi edinmesi de önemlidir. Hastanın bu konuda bilinçli olması hem tedavisini yürüten uzmana hem de hastanın kendisine kolaylık sağlar. 

Her türlü fiziksel ve psikolojik hastalıkta erken teşhisin önemli olduğu gerçeğini düşünürsek bu hastalıkta da belirtilen şikayetler varsa vakit kaybetmeden bir uzmana başvurup tedaviye başlamak çok etkilidir. Unutmayın ki tedaviye ne kadar erken başlanırsa panik atağın önüne geçmek bir o kadar kolay olur. 


Psk. Merve SARAÇOĞLU