Hakkında


Psikologlar.org, psikologlara yönelik içeriğe sahip olan bir sitedir. Sitemizden, psikologlara yönelik eğitim duyurularına, psikolojiyle ilgili haberlere, Türkiye'deki "psikoloji bölümleri" gibi bir çok içeriğe ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak, psikologlar için yazılmış bazı programlara (Mmpi Değerlendirme Programı gibi) ücretsiz olarak sahip olabilirsiniz.

Psikologlar.org'un Türk Psikologlar Derneği ile herhangi bir bağlantısı yoktur.

Bir 'intihar' daha var; o da ölmek mi dersin? (1)

*Bir 'intihar' daha var; o da ölmek mi dersin? (1)

Hepimizin acıya tahammül sınırı farklıdır. Bazılarımızın acı eşikleri diğerlerinden oldukça düşüktür. Acıyla temas edilen durumlarda eşiği yükseltmek, en azından hayatımızı sürdürebilmek için çeşitli savunma mekanizmaları geliştiririz. Ama bazen savunma mekanizmalarımızın aşırı kullanımları bizi hayat karşısında daha da savunmasız ve çırılçıplak bırakabilir.
Örneğin, aslında belki de bir süre sonra geçecek sıkıntımıza dayanamayıp onu hemencecik başımızdan defetmek isteyebiliriz. Alkol, uyuşturucu bu gibi durumlarda acil çözüm için başvurulan araçlar olabilir. Fakat derdimiz azalacağına uzun vadede artar ve en önemlisi anlık rahatlamalarla asıl soruna odaklanamaz ve onu çözemeyiz. Sorundan kaçmak, onları inkar etmek ve yüzleşmeyi hep sonraya ertelemek acı eşikleri düşük kişilerin tercih edeceği yoldur. Çünkü yüzleşmekte de kişinin belli bir acı bedeli ödemesi gerekir. Acı eşiği düşük kişilerden kasıt; çeşitli gündelik olaylarda, sıkıntı veren durumlarda diğer insanlardan daha hassas ve duyarlı davranan kişilerdir. Acıya tahammülsüzlük ve acının sona ermesini isteme durumunda kişi kendini yok etmeyi düşünebilir. Burada asıl yok etmek istenen, asıl saldırılan şey aslında kişinin çektiği acıdır. İntihar girişimlerinde amaç mutlak bir ölüm değildir çoğu zaman ama ölümle sonuçlanma ihtimali elbette ki vardır. Kişi çektiği acıyla başbaşa ve yapayalnız kalır ve artık sözleri tükenmiştir ve çevresindekilere intihar teşebbüsüyle bir mesajda bulunur, “beni görün, farkedin. Çok kötüyüm ve bana yardım edin.”der. * İntihara teşebbüs edenlerin çoğu keskin acılar ve bunalım geçmişte kaldıktan sonra bunu inkar eder veya küçümserler. Örneğin roman yazarı Evelyn Waugh, yirmili yaşların başlarındayken iki mesleki başarısızlık yaşadı, eserleri için neredeyse üstesinden gelinemez eleştiriler aldı. Son derece mutsuzken her şeyi sona erdirmeye karar verdi. Waugh, yıllar sonra intihar girişimini anlatırken yaptığının ne kadarının “gerçek” ne kadarının “rol kesmek” olduğunu sorguladı: Bir gece…tek başıma ölüm dolu düşüncelerimle sahile indim. Elbiselerimi çıkardım ve denize açılmaya başladım. Gerçekten kendimi boğmaya mı niyetlenmiştim? Kafamdaki kesinlikle buydu ve elbiselerimle birlikte bir not bırakmıştım, Euripides’ten denizin insanı tüm kötülüklerden arındığıyla ilgili bir alıntı. Hiç üşenmemiş, vurguları ve her şeyiyle doğru olması için okul kitabından bakmıştım. Şimdiki yaşımda size bu kısa yolculuğa ne kadar gerçek umutsuzluk ve iradi eylemin, ne kadar rol kesmenin yol açtığını söyleyemem. Güzel bir yarımaylı geceydi. Yavaş yavaş açıldım fakat henüz geri dönülemez bir noktaya ulaşmamıştım ki Shropshire’li Delikanlı omzumda bir acıyla altüst oldu. Bir deniz anasına çarpmıştım. Birkaç darbeden sonra daha çok acıtan ikinci bir sokma. Sakin sular bu yaratıklarla doluydu. Bir alamet? Sağduyuya bariz bir çağrı mıydı?.. Geri döndüm, ay ışığının izinden kumsala yüzdüm…Niyetim ciddi olduğu için havlu getirmemiştim. Güçlükle de olsa giyindim ve gösterişli klasik intihar notumu küçük parçalara ayırıp denize savurdum. Euripides’in bile benzerini görmüş olamayacağı kadar güçlü dalgalar o kasvetli sahile vurarak temizlik görevini yerine getirdiler. Sonra önümdeki bütün yıllara çıkan o dik yokuşu çıktım. (Jamison, 2004, s. 56,57) Waugh’un intihar teşebbüsünde deniz anasını, acıları; hayatı da, sakin sular olarak görebiliriz. Bu sakin hayatta tüm acılar Waugh’u bulur ölürken bile.. Ama O, yine de tekrar karadaki ve içindeki deniz analarıyla savaşmak ve hayatta kalmak, sakin suların tadını çıkarabilmek umuduyla karaya çıkar hemde çırılçıplak. Tıpkı annesinin karnından dışarı çıktığı gün gibi.


* Kay Redfield Jamison, Erken Çöken Karanlık, Çev. Emine Bademci, İstanbul, 2004, Ayrıntı Yayınları

* Yılmaz Yücel (başlık) Melek Bengü Şahin